ASILSIZ İHBAR, İFTİRA SUÇUNA VÜCUT VERİR!!!

Asılsız olarak yapılan ihbarların, iftira suçuna vücut verdiği hususunun, gözden kaçmaması gerekmektedir. Bu konuda, iftiraya uğrayan kişilerin, yargıya başvurarak fail veya faillerin cezalandırılması için hukuki mücadele vermeleri, zaruridir.

İnsanlar, bazı nedenlerden dolayı, birilerini asılsız olarak ihbar ederler. Yapılan ihbarların azımsanmayacak kadarı, asılsız çıkmaktadır.

Gelen ihbarları değerlendiren kolluk kuvvetleri, bu ihbarlar üzerine harekete geçmekte ve bir çok kişi hakkında işlem yapmaktadırlar.

Ancak, asılsız ihbarlara bağlı olarak yapılan işlemler neticesinde, "suçsuz" insanlar hem psikolojik, hem de sosyolojik anlamda, yıkım yaşamaktadırlar.

Bu nedenle, asılsız bir ihbar nedeniyle, hakkında hukuki işlem yapılan kişilerin, yargıya başvurarak, bu ihbarı yapan kişi veya kişilerin belirlenerek cezalandırılmaları için, mücadele etmeleri gerekmektedir.

İhbarı yapan kişiler, daha sonra bir kısım pişmanlık beyanlarında bulunsalar da, hukuk bu tip pişmanlıkları gözardı etmektedir. Çünkü iftira suçu, bir kez asılsız olarak yapılan ihbarla oluşmakta, iftiraya uğrayan kişi hakkında işlem yapılmasıyla birlikte gerçekleşmektedir. İhbarın asılsız çıkmasından sonra "pişmanım" demek, hiçbir fayda vermemektedir.

Ceza Genel Kurulu'nun konuya ilişkin belirlemesini aşağıda sunuyoruz. Umarız, asılsız ihbarda bulunarak, birilerinin hayatına haksız yere şerh düşen kişiler, bir kez daha düşünürler...

"Olay günü ismini belirtmeyen bir kişinin polis imdat hattını arayarak asker kaçağı olduğunu ve hemen gidilmezse kaçabileceğini belirttiği mağdurun işyerine emniyet görevlilerince gidilerek ihbar sebebinin açıklandığı ancak mağdurun askerliğinin tecilli olduğunu beyan ettiği, bunun üzerine emniyet görevlilerinin askerlik şubesi başkanlığından mağdurun eğitiminin devam etmesi nedeniyle askerliğinin erteli olduğunu tespit etmeleri ile ihbarın asılsız olduğunun anlaşıldığı, polis imdat hattını arayan numaranın adına kayıtlı olduğu belirlenen sanığın suçunu soruşturma aşamasında inkar ettiği, ancak suç tarihinden 9.5 ay sonra kovuşturma aşamasında alınan savunmasında; patronu olan mağdurun kendisine yoğun şekilde iş vermesinden dolayı ihbarı yaptığını ve pişman olduğunu beyan ettiği olayda; sanığın gerçekte böyle bir durum olmadığını bildiği halde asker kaçağı olduğunu söylemek suretiyle bakaya kalmak suçunu işlediğini iddia ederek mağdura iftira attığı, isnatta bulunduğu suçun işlenmediğinin ortaya çıkması yönünde bir katkısının olmadığı, kolluk görevlilerince askerlik şubesine gidilerek araştırma yapılmasıyla gerçeğin ortaya çıktığı, bu aşamadan sonra sanığın asılsız yere ihbarda bulunduğunu ve pişman olduğunu söyleyerek iftiradan dönmesinin etkin pişmanlık hükümleri gereği cezasından indirim yapılması için yeterli olmadığı, gerçek fiili durumun ortaya çıktığı ana kadar sanığın etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektirir çabasının bulunmadığı göz önüne alındığında; 5237 sayılı TCK'nun 269. maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. (YCGK, 07.04.2015)"

Extra: asılsız ihbar, ihbar, iftira, iftira suçu, asılsız ihbar iftira
Return
Dec 21, 2017 Category: General Posted by: yuksekkayalawoffice
Previous page: HAKKINDA Next page: UZMANLIK ALANI