KASTEN ÖLDÜRME SUÇLARINDA TAHRİK <
KASTEN ÖLDÜRME SUÇLARINDA TAHRİK
0 Yorum
1802
08-04-2024

kasten öldürme suçlarında haksız tahrik makalesini sesli dinle

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

kasten öldürme suçlarında haksız tahrik

MAKALEYİ YOUTUBE ÜZERİNDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

 

Kasten Öldürme Suçu Nedir?

Kasten öldürme, bir insanı bilerek ve isteyerek, öldürmeye elverişli bir araçla veya araç kullanmadan öldürme fiiline verilen addır. Fail, hedef kişiyi öldürme kastıyla hareket eder ve sonuca ulaşmak için bir araç (silah, bıçak, sopa, zehir, araba vs. öldürmeye elverişli herhangi bir araç) kullanır veya bir araç kullanmadan (elleriyle boğarak, yüksek bir yerden aşağı atarak vs.) sonuca ulaşmaya çalışır.

Öncelikle şunu belirtelim ki, “adam öldürme” diye bir suç kanunda düzenlenmemiştir. Kasten adam öldürme veya adam öldürme kavramı ile kastedilen “kasten öldürme” suçudur.

Kasten öldürme suçu, TCK madde 81’de düzenlenmiştir ve bir insanı kasten öldüren kişinin müebbet hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir. TCK madde 82’de ise kasten öldürme suçunun nitelikli halleri sayılmıştır.

Madde metninden de anlaşılacağı üzere bir insanı kasten öldürmenin madde metninde 3 unsuru vardır. Birincisi, failin hareketiyle “ölüm” gerçekleşmelidir. İkincisi, ölüm gerçekleşen varlık “insan” olmalıdır. Üçüncüsü ise, insanın ölümü ile gerçekleşen sonucu fail, kasten gerçekleştirmelidir. İnsan ve ölüm konusunda ayrıca açıklama yapmaya gerek yoktur. Ancak kasıt kavramı üzerinde kısaca durmak önemlidir.

Bir insan, bilerek ve isteyerek hareket etmiş ise kasten hareket etmiştir. Eğer bir insan hataya düşmüş, yanılmış, istemeden hareket etmiş veya hareketi ile gerçekleşecek sonucu tahmin edememiş, etse bile umursamamış ise burada “kast”tan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Bir fiili kasten gerçekleştirilen bir fiil olarak nitelendirebilmek için failin bilerek ve sonucu isteyerek hareket ettiğini ispat etmemiz gerekmektedir.

Haksız Tahrik Nedir?

Tahrik, kelime anlamıyla “karşı tarafı harekete geçirmek, karşı tarafın tepki vermesini sağlayıcı bir fiilde bulunmak” şeklinde tanımlanabilir. Tahrik kavramında 2 karşı taraf vardır. Tahrik eden ve tahrik olunan veya tahrik olunması istenen. Tahrik eden, bir fiili ile karşı tarafı harekete geçirmiş ise, tahrik olan taraf da bu tahrik fiiline karşılık bir tepki/fiil ile karşılık verir.

İnsan denen varlık, algı-tepki modunda robotik reflekslere sahiptir. Bu refleksler istem dışı çalışabileceği gibi algı ile anlaşılan duruma karşı koymak bazı zamanlar o kadar zor olur ki, insanın algıya karşı verdiği tepki bazı zamanlar haklı görülse de çoğu zaman “anlaşılabilir” olarak kabul edilir. Örneğin, size dokunma yakınlığında bulunan bir kişinin ani bir hareketi, beyniniz tarafından tehlike olarak algılanacağından birdenbire o ana uygun bir tepki vermeniz normaldir. Aynı şeklide bir kişinin size hakaret ve küfretmesi karşılığında sizin sakin kalamayıp şahsa karşı aynı şekilde hakaret ve küfürlerde bulunmanız durumunda, TCK madde 128/3 gereği verilecek ceza azaltılabileceği gibi hiç ceza da verilmeyebilir.

Hukukumuzda haksız tahrik TCK madde 29’da düzenlenmiştir. Kanun koyucu “haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında” verilen tepkinin bir suça vücut verilmesi durumunda, oluşan suç hakkında verilen cezadan indirim yapılmasını öngörmüştür.

Madde metninden anlaşılacağı üzere öncelikle “tahrik eden” tarafın tahrikinin “haksız bir fiil” ile failde tahrike sebep olması gerekmektedir. Küfür, hakaret, tehdit gibi sözlü fiiller birer haksız fiil olmakla birlikte silah göstermek, kafa veya parmak sallamak gibi konuşmadan yapılan fiiller de birer haksız fiil olarak değerlendirilebilir.

Tahrik eden tarafından gerçekleştirilen haksız fiili bu şekilde belirledikten sonra ikinci aşamada, tahrik edenin bu fiili ile failde bir hiddet veya şiddetli elem durumu oluşmalıdır. Hiddetlenmek; sinirlenmek ve öfkelenmek anlamına gelmektedir. Tahrik edenin fiili; failin konumu, durumu, olayın maddi ve manevi boyutları gereği hiddetlenmesini haklı görecek nitelikte olmalıdır

Şiddetli elemin etkisi ile kastedilen ise, tahrik edenin fiili nedeniyle failin, şiddetli bir üzüntüye, kedere boğulmasıdır. Böyle bir durumda insanın kendisini tutması, sakin kalması çok beklenebilecek bir durum değildir. Başka bir ifade ile, şiddetli elem psikolojisi içerisinde bulunan bir kişinin verdiği tepki bir suç oluşturur ise, işlenen bu suç mazur görülmez ancak insani bir tepki olarak görüldüğünden verilen cezadan indirime gidilir.

Kasten Öldürme Suçlarında Haksız Tahrik Hükümlerinin Uygulanması

Bir insanı; maktulden kaynaklı, haksız bir fiile bağlı tahrik ile öldüren kişiye verilecek ceza hesaplanır iken, öncelikle TCK madde 81 gereği “müebbet hapis” cezası verilecektir. Daha sonra haksız tahrikin varlığının ispatlandığı kanaatine varılmış ise TCK madde 29 uygulanarak 12 yıl ile 18 yıl arası bir ceza verilecektir. Eğer tahrik altında işlenen fiil, kasten öldürme suçunun nitelikli haline giriyor ise o zaman temel ceza TCK madde 82’ye göre “ağırlaştırılmış müebbet hapis” olarak belirlenecek, tahrikin varlığının kabulü ile TCK madde 29 uygulanarak 18 yıldan 24 yıla kadar ceza verilecektir.

Unutulmamalıdır ki fail için verilecek ceza aralığına TCK madde 81 + TCK madde 29 veya TCK madde 82 + TCK madde 29 uygulayarak ulaşıldığında mahkeme, alt sınır ile üst sınır arasında ne kadar ceza vereceğine karar vermekte “sınırsız bir özgürlük” veya “denetimsiz bir takdir” hakkına sahip değildir. Ulaşılan ceza aralığı içerisinde mahkeme, neden alt sınırdan ceza verdiğini veya neden alt sınırdan uzaklaşarak (artırarak/teşdiden) fazla ceza verdiğini gerekçelendirmek zorundadır. Gerekçelendirilmeyen her türlü mahkeme işlemi (suçun belirlenmesi, indirim maddelerinin uygulanması, artırım, eksiltme vs.) hukuken YOK HÜKMÜNDE olacaktır.

Kasten Öldürme Suçlarında Haksız Tahrik Örnekleri

Unutulmamalıdır ki, kasten öldürme suçlarına özgü haksız tahrik fiilleri bulunmamaktadır. Kar tarafı harekete geçirmeye elverişli ve haksız bir fiilden kaynaklı her türlü fiil, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirebilir. Bununla birlikte, yukarıda da bahsettiğimiz gibi her bir haksız fiil, olayın içerisinde “tahrik” niteliğinde olup olmadığı incelenecektir. Her olayda geçerli olacak haksız tahrik fiilleri, sınırlıdır.

Öncelikle öğreti ve Yargıtay’ın ittifakla kabul ettiği üzere, kasten öldürme suçlarında ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı net olarak belirlenemiyor ise TCK madde 29’un alt sınırdan (asgari düzeyde indirim yapılması şeklinde) uygulanması gerekmektedir. Yargıtay’ın bu konuda birçok kararı mevcuttur.

Yargıtay bir kararında analiz ettiği olayda, tahrik edenin el sallamasını, kol sallamasını, vurmasını sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması için yeterli görmüştür. Ancak bu kararda dikkat çeken, tahrik edenin “seni mezarlığa götüreceğim” sözünün doğrudan doğruya ve bağımsız bir haksız fiil oluşturmasa da failin kendisini “tehdit altında hissetmesine” neden olduğu ve failin bunun üzerine kasten öldürme fiilini gerçekleştirmesi yönündeki savunması karşısında Yargıtay’ın “bu durumda HAKSIZ TAHRİK HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI GEREKTİĞİ” yönündeki kararı dikkat çekicidir. (Yargıtay 1 CD, 2022/1719-8149 E.-K.)

Yargıtay önüne gelen bir olayda, alacaklı olan sanığın borçluya gidip alacağını istemesi üzerine borçlunun kesinlikle ödeme yapmayacağını beyan etmesini, haksız tahrik olarak değerlendirmemiş, “taraflar arasında mevcut borç ilişkisinin 5237 Sayılı Kanun’un aradığı anlamda haksız tahrik nedeni sayılamayacağı” gerekçesi ile sanık savunmasını “haksız tahrik” yönünden kabule şayan bulmamıştır. (Yargıtay 1 CD, 2022/5957-8250 E.-K.) Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Mağdur ile fail arasında bir borç ilişkisinde, tarafın edimini yerine getirmemesine bağlı olarak mağdura zarar verilmesi durumunda, borç ilişkisi öne sürülerek tahrik hükümlerinin uygulanması mümkün olmayacaktır ancak; bu borç ilişkisi nedeniyle yaşanan tartışma sırasında mağdurun örneğin “senin paranı vereni sin kaf edeyim, bir daha paranı istemeye gelirsen seni öldürürüm” gibi sözler sarf etmiş ise bu sözlerin haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına neden olacağı açıktır. Olayın kaynağının borç ilişkisi olması, bu borç ilişkisi nedeniyle sarfedilen ve haksız fiile sebebiyet veren fiillerin yok sayılacağı anlamına gelmemektedir.

Bir başka kararında Yargıtay, aralarında hakaret ve hatta tokatlama gibi unsurların bulunduğu bir kavgada, tarafların ayrıldıktan sonra sanığın, yaşanan kavga olayından duyduğu öfke ve hiddet ile mağdurun ikametgahına defalarca gittiği, en son gittiğinde de suçu işlediği olayda, önceki kavgadaki hiddet ve öfke göz önüne alınarak sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasını uygun görmeyerek bozma hükmü vermiş, olayda sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine karar vermiştir. (Yargıtay 1 CD, 2022/5955-8249 E.-K.)

Başka bir olayda; tarafların arasında “sadakat yükümlülüğünü ihlal ve habersiz şekilde mal edinme” iddiaları ile boşanma davası açıldığını, boşanma davası sırasında ayrı yaşama döneminde maktulün yine sadakat yükümlülüğünü ihlale yönelik fiillerde bulunduğunu ve bundan dolayı öldürme fiilini gerçekleştirdiğini iddia eden sanığın “haksız tahrik” savunmasını Yargıtay kabul etmemiştir. Yargıtay kararında “boşanma kararı kesinleştikten sonra öldürme fiilinin gerçekleştirildiği, boşanma davası kesinleştikten sonra sanığın önceye dayalı sadakat yükümlülüğünü ihlal yönündeki iddialarının haksız tahrik olarak değerlendirilemeyeceği”ni belirtmiştir. (Yargıtay 1 CD, 2021/13267 E., 2022/8342 K.)

Sonuç

Yukarıda kasten öldürme suçlarında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması konusunda kısa bir açıklamada bulunarak, tarafımıza gelen sorulara kısaca da olsa cevap vermeye çalıştık. Her neden ise toplumda, hangi fiillerin haksız tahrike sebep olduğunu “sayma” yöntemi ile tek tek kanunda belirtildiği yönünde bir önyargı bulunmakta iken, işin aslının hiç de öyle olmadığını ortaya koymaya çalıştık.

Örnek olarak verdiğimiz Yargıtay kararlarını, tam da bu nedenle sınırlı tutarak, “olaya bağlı değerlendirme” hususunda bir farkındalık oluşturmaya çalıştık. Zira haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı, her olaya ve yargılamanın kendine özgü özellikleri dahilinde değerlendirilerek belirlenecektir. Bir olayda haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir haksız fiil, başka bir olayda haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirmeyebilir.

 

Site Etiketleri: Adana Ceza Avukatı Adana Boşanma Avukatı Adana Avukat Adana Ağır Ceza Avukatı Ceza Avukatı Adana Avukat Boşanma Avukatı Ağır Ceza Avukatı

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

Adli Sicil Kaydı ve Arşiv Kaydı Silinir Mi?

Aile Konut Şerhi

ANLAŞMALI BOŞANMA VE BOŞANMA PROTOKOLÜ

ATATÜRK ALEYHİNE SUÇLAR

BOŞANMA DAVALARINDA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT

BOŞANMA DAVASI

GÖREVİ YAPTIRMAMAK İÇİN DİRENME SUÇU

7406 SAYILI KANUN İLE TCK'DA VE BİR KISIM KANUNLARDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

CEZA DAVALARINDA TENSİP ZAPTI NEDİR?

TENSİPLE TAHLİYE NEDİR?

ESAS HAKKINDA MÜTALAA NEDİR?

İŞLENEMEZ SUÇ

MEŞRU SAVUNMA

ORGANİZE SUÇLULUK

SUÇUN DEREBEYLERİ

CEZA AVUKATININ YOL HARİTASI

KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS SUÇU

SUÇA YARDIM ETME

TCK MD 1 - CEZA KANUNUNUN AMACI

TCK MADDE 267 İFTİRA SUÇU

YAĞMA (GASP) SUÇU

UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDE TİCARETİ YAPMA SUÇU

TEFECİLİK SUÇU ÜZERİNE

TUTUKLAMA NEDİR?

HİÇ KİMSE KONUŞMAYA ZORLANAMAZ!

CEZA KANUNLARINI BİLMEMEK MAZERET DEĞİLDİR

BOŞANMA DAVALARINDA CİNSEL KUSUR İDDİALARI

KISITLAMA KARARI VE AVUKATIN HAKLARI

CEZA YARGILAMASINDA SONRADAN DEĞİŞEN - ÇELİŞEN İFADE

YARGITAY KURAL OLARAK MADDİ VAKIA DENETİMİ YAPAMAZ

CİNSEL SUÇLARDA NASIL BİR AVUKATA İHTİYACIN VAR?

SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA SUÇLARINDA HİYERARŞİ VE İSPAT SORUNU BİR KARAR İNCELEMESİ

TERK SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI

EVLİLİKTE ÇOCUĞU KORUMAK İÇİN TEHDİT - BOŞANMA

HUKUKUN YASAKLADIĞI PUSULA: SUÇ YOLU (ITER CRIMINIS)

KASTEN ÖLDÜRME SUÇLARINDA TAHRİK

EŞİNE ŞEREFSİZ DEMEK BOŞANMA SEBEBİ Mİ?