GÖREVİN GEREĞİ İÇİN RÜŞVET VERİLEMEZ!!

GÖREVİN GEREĞİ İÇİN RÜŞVET VERİLEMEZ!!

24-12-2020

5. Ceza Dairesi         2016/2225 E.  ,  2020/12417 K.


Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:


Sanık ...'un Üsküdar ... ... ... ... ... Merkezinde ... memuru olarak görev yaptığı, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan İstanbul C.Başsavcılığının 2012/1651 sayılı soruşturma evrakında yapılan teknik takip sırasında ..., ... ... ve ...'in uyuşturucu madde satacaklarının tespit edildiği ve bunun üzerine yapılan arama sonucunda uyuşturucu maddelere el konulduğu ve şüphelilerin yakalandığı, ... memuru olan sanık ...'un olay günü ... merkezine gelen ...'e yakalanan şahısların serbest bırakılmaları karşılığında 1.000 TL para vermeleri gerektiğini söylediği, ... ile ...'in uzlaşarak, ... vasıtasıyla ...'a yakalananların dışarıya çıkartılmasını teminen bir miktar para verildiği ancak paranın kalan kısmının dışarıya çıktıktan sonra ... tarafından sağlanacağı hususunda ... memuru ile ... arasında telefon görüşmelerinin yapıldığı kabul edilerek sanıkların rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de;


5237 sayılı TCK'nın 6352 sayılı Yasa değişikliği öncesinde rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "rüşvet bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, bu durumda diğer koşulların varlığı halinde görevi kötüye kullanma suçunun oluştuğu gözetilmek suretiyle; rüşvet suçuna konu paranın suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nın 252/3. maddesi anlamında kamu görevlisi sanığa görevlerinin gereklerine aykırı olan bir işi yapması için verilip verilmediği hususunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve buna bağlı olarak suç niteliğinin tayini bakımından, hükme esas alınan tape kayıtlarına ilişkin mahkeme kararlarının asıllarının veya onaylı suretlerinin dosya içerisine alınması, sanıklar ... ve ... haklarında iddiaya konu uyuşturucu madde ticareti suçundan açılan ve halen derdest olan İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/406 Esas sayılı davasının akıbetinin araştırılarak, dava sonucunun kesinleşmesinin beklenmesiyle söz konusu dosyada sanık ...'un serbest bırakılma konusunda görevinin ne olduğu, şüphelilerin neye istinaden ve kim tarafından serbest bırakıldıkları, C.Savcısı ile kimin görüştüğünün, varsa şüphelilerin serbest bırakılmalarına ilişkin tutanakların ilgili dosyadan araştırılarak ve bu hususta ifade alınmasında görevli mukayyit .... ... ...'in tanık olarak dinlenilmesinden sonra bütün deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle görevinin gereklerine aykırı olarak kime, nasıl, ne şekilde, hangi iş ve işlemi nedeniyle ne kadar para verildiği karar yerinde denetime imkan verecek biçimde gerekçeleriyle gösterilerek sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,


Kabule göre de;


Yüklenen suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık ... hakkında, 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,


Kanuna aykırı, sanıklar ... ve ...'ın, sanıklar ... ve ... müdafilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 29/09/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



E-bülten Aboneliği

Yeniliklerden ve fırsatlardan haberdar olmak için abone olun.